Ataturk

  • Facebook
  • Twitter
  • instagram
  • instagram
  • instagram
 

Denizcilikte Sponsorluk Kavramı

Hemen hemen tüm ülkelerde sporcular sponsorlarla çalışır. Sponsorluk kavramı özellikle Avrupa ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde gelişmiş bir şekilde kurumsallaşmış vaziyettedir. Hatta öyle ki sadece bu konularda çalışan ajanslar mevcuttur. 

.

sizdengelenpaylasimlar 







Bu ajanslar ve menajerler; sporcuların pazarlamasını yapar ve sporcuyu, sponsora reklamdan para kazandırır bir hale getirirler. Bunu gerek yazılı ve görsel gerekse sosyal medya aracılığı ile gerçekleştirirler. Günümüzde medya, artık devletlerin yönetimsel güçleri halini almış olduğundan büyük ülkelerin başbakanları dahi teğet atmakta Facebook’dan açıklamalar yapmaktalar. Bunun yanında sponsor olan firma ise reklam kaynaklarını bu yönde kullanır ve sporcu bir bakıma markanın kendisi konumuna gelir. Florance Griffith Joyner Pirelli markasıyla inanılmaz bütünleşmişti hatırlarsanız…Yani sporcu medyatikleşir marka onu medyanın kendisi haline getirir.

Buradaki ilk sorum şu; sporcu mu bu reklam faaliyetlerini yapıp sponsora gitmeli yoksa sponsor mu sporcudan nasıl faydalanabileceğini bilmeli? Beni düşüncem bu insanlar spor yapmalı…Ondan nasıl fayda sağlayacağını ise sponsor bilmeli…Diğer ülkelerde de olduğu gibi zaten bu işin profesyoneli ajanslar var ve tüm bu detayları hallediyorlar. İkinci sorum; bir ajansın sizin sporcu olarak değerinize inanması ve sizi bir iş olarak ele alması için neler yapılmalı? Ülkemizde ki medyadan faydalanma durumu daha farklı değildir aslında temelde…Sadece tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi kendi toplumsal geleneklerimiz ve ticari anlayışımıza göre değişiklikler mevcuttur. Ancak sponsorluk kavramı tam anlamıyla henüz oturmamıştır. Burada sponsor olan firma para yatırımı yapacağı mecrayı bir sosyal aktivite ya da sorumluluk projesine destek olarak değil tamamen yatırım karşılığında kazanç olarak görmektedir. Diğer parasal yatırımlar ise bağış ve/ ve ya ‘’hayır işleri’’ kapsamına girecek işleri olarak algılanmaktadır.

Bir örnek vermemiz gerekirse: bir uzun mesafe koşucusu için firmalar değişik şıklarla düşünebilir:

1. Koşunca ne değişecek ki? Ülkeye faydası nedir…

2. Bizim markamızın bu dalda reklamı bize para kazandırmaz ki…

3. Spor firmaları sponsor olmalı…onlar reklam yapıyor nihayetinde…

4. Hayra vesile midir….Gibi …

Peki, sportif faaliyetlerin gelişimi nasıl olacak? Sadece devlet eliyle bunun olmayacağını artık hepimiz biliyoruz.

Soru 3: Belirli bir kazanca sahip şirketlerin tamamı sosyal sorumluluk projeleri geliştirirken hazırlanacak bütçelerinde neyi ön planda tutmalıdırlar? Bütçe amacın önüne geçerse… Bu girift bir düşünce sistemidir…Okul yaptırırsınız ama okuldan mezun çocukların gelecek planlamasında sporcu olabilecek olanların önü açılmaz ise sonuçta çocuk; istediği ve yeteneği olduğu alanda kariyer yapamaz. Dolayısıyla yetenekli insanların doğru yönlendirilmesinin yapılmadığı bir ülkede sporun pek çok dalı gelişemez. Çıkan birkaç sporcu da gelecek nesillere taşınamadığı için olduğu noktada söner gider… Bu gün birkaç dal hariç sporcularımızın isimlerinin bilinmemesi işte bu sebeptendir. Sponsorlar elbette sporcunun yaptığı faaliyetlerden para kazanmalıdırlar. Ama yapacakları ve para kazandıracak reklamın aslında düşüncenin gelecek kuşaklara taşınması anlamına da geleceğini bilmeliler.

Soru4: Sponsor olup reklama dayalı gelir elde etmek ve bunun karşılığında sporcuya destek vermek ile sosyal sorumluluk projesine destek vermek arasında ki fark nedir?

Yukarıda saydığım koşulların denizcilikte ki yansıması ise bence alanda yetişen sporculara şu şekilde yansımaktadır: Zaten bir zengin sporu ve aktivitesi olarak görülen denizcilik sadece birkaç büyük şehirde yankı bulacağından dolayı sponsorluk kavramını benimsemiş firmalar için ‘’yatırım’’ olarak görülmemekte ve bu sebep ile sosyal sorumluluk projesi olarak ele alınmamaktadır. Düşündüğümde iyi bir yatırım olmayacağı doğrudur. Ama kesinlikle sosyal sorumluluk projesidir. Bizim ülkemizde İstanbul şehrinde yaşayıp denizi hiç görmemiş çocuklar varken; denizciliğin yayılması adına ciddi emek sarf eden takımları ve sporcuları desteklememek ve bu sporu aslında ait olmadığı zengin sporu kavramından çıkarmak ve yaymak için çaba göstermemek sosyal sorumsuzluk olmuyor mu sizce. Sosyal Sorumluluğun gerçekleştiği ve gerçek hedefini bulduğu bir dalda zaten reklam karşılığı sponsorluk akabinde gelecektir inancındayım.

Kendi projemde sponsorluk arayışımda anlatmak istediğim ana fikir de buydu…Benim reklam değerim yok evet…ama olması zaten gerekmiyor…benim gibi bu hayali kuran ve başarmak için ciddi yollar kat etmiş kişilerin ihtiyacı olan şey gerçek anlamda sosyal sorumluluk projeleri kapsamında değerlendirilmektir. Sonrasında arkamızdan gelecek nesiller zaten olayın reklam boyutunu duruma katacaklardır. Türk bayrağını yıllardır okyanuslarda dalgalandıran denizci ve yarışçılarımızın emekleri bu destekleri hak ediyor. Denizcilik adına küçük yaşlardan itibaren yaz kış denizde olan tüm genç sporcularımız hak ediyor. Her şeyden önce ve önemli olarak bizden sonra gelecek nesillerin rotamızı takibi için yetenekli sporcularımıza öncelikle karşılığında beklenti olmadan destek verilmelidir. Denizcilik yayıldıkça zaten bu destek sponsorluğa dönüşecek ve markalar bundan kazançlı çıkacaklardır.

Evet, bir denizci teknesinin dümencisi, miçosu, aşçısı, ekonomisti kısaca her şeyidir…ama reklamcısı değildir olmamalıdır…Ülkemizin markaları sosyal sorumluluk projelerinde mutlaka bu durumu göz önünde bulundurmalıdır.

iyi seyirler dilerim,

Dilek Ergül 

www.rotaatlantik.com