Ataturk

  • Facebook
  • Twitter
  • instagram
  • instagram
  • instagram
 

Zehirli Boyalar

Sudaki teknelerin, suyun içinde bulunan kısımları deniz yaşamının tüm etkilerine açıktır. Zamanla bu kısımları, deniz yaşamının vaz geçilmezleri olan, yosunlar, kabuklu midyeler veya balçık organizmalar ve türevleri kendilerine yer edinirler. Bunlara genel olarak ''kekamoz'' adı verilmektedir. Fakat teknemizin altında oluşan her türlü canlı, bir sürtünme kuvveti oluşturur, suyun teknenin altından akmasını zorlaştırır. Sudaki kısımları kekamoz olan teknelerin hızında bir yavaşlama olmasının yanında manevra kabiliyeti de azalacaktır. Deniz yaşamının, teknemizin altında yer almasını engellemek için bu canlıların teknenin alt yüzeyine tutunmasını engelleyecek zehirli boyaları kullanırız. Zehirli boyanın özelliği, üzerinde herhangi bir canlı oluşmaya başladığında, çok küçük boyutlarda dökülerek bu canlının büyümesine izin vermemesidir.

Verim %25 düşmektedir :

Bir tekne karinası temizken 2500 devirde 6 knot hız yapabilimektedir. Aynı tekne karinası pisken 2500 devirde 4,3 knot hız yapabilmektedir. (hız, karinanın durumu ile oratılıdır)

Zehirli boyaya ihitiyacım var mı?

Her teknenin karinasına zehirli boya sürülmesi şart değildir. Denizde az zaman gerçiren veya sezonluk denizde kullanılan teknelere zehirli boya sürülmesi şart değildir. Zehirli boyanın oluşumunu dört ana başlıkta inceleyebiliriz. Suyun sıcaklığı, temizliği, tuzluluk oranı ve güneş ışığı alma durumu ana sebeplerdir. Fakat kirli denizlerde, suda yaşayan planktonların ve çeşitli tiplerde yosunların çoğalma durumları daha fazla olmaktadır. Ayrıca bahar aylarında havaların ısınmasıyla birlikte yeniden canlanan doğa gibi denizde yeniden hayat bulmaktadır. O yüzden deniz suyunun ısındığı dönemlerde teknelerin sudaki kısımları çok çabuk kekamoz yaparlar. Tatlı suda bulunan teknelerin ise kekamoz olma durumları daha azdır.

Zehirli boya seçimi

Zehirli boya seçiminde teknenin bağlı kaldığı bölge, teknenin seyir hızı, kullanılma sıklığı ve kullanılma amacı göz önünde alınmalıdır. Zehirli boya üreticileri yumuşak ve sert tipte olmak üzere iki tipte zehirli boya üretmektedirler. Zehirli boyalar, teknelerin seyirleri sırasında eriyerek kendileri atarlar. Yumuşak tipteki zehirli boyalar hızları yüksek olmayan teknelerde kullanılır. Tekne seyire çıktığında, teknenin altındaki su akışı ile boya erimeye başlar. O yüzden 2-3 kat uygulama yapılmaldıır. Sert tip zehirli boyalar ise hızlı seyir yapan sürat teknelerinde kullanılırlar, daha çabuk eridikleri için 6 ayda bir yenilenmesi gerekmektedir.

Zehirli boya uygulaması

1 - Zehirli boya atılacak yüzey su ile zımparalanarak iyice temizlenmelidir. Teknenin altında önceki sezon veya sezonlardan kalan zehirli boya miktarı fazla bırakılmamalıdır. Eğer iyice inceltilmemiş bir yüzeye devamlı zehirli boya uygulanırsa, hem tekneyi oldukça ağırlaştırır, hem de zamanla en alt tabakada kalan zehirli boyalarla birlikte sürülen tüm zehirli boyaların kalın bir tabaka halinde atmasına sebep olur. Ortalama boyu 10 metre olan bir yelkenli tekneye her sezon yaklaşık 3 kat boya uygulandığında, her sezon 10 litre = 10 kilogram boya sürülmüş olur. Bu boyanın %20'sinin eridiğini geri kalanının ise tekne üzerinde kaldığını ve 10 yıl boyunca bu teknenin altındaki zehirli boyanın inceltilmediğini varsayalım. O teknenin sadece zehirli boyadan oluşan ek ağırlğı 80 kilogram olur. Yani bu ağırlık yaklaşık olarak çapa ve zincirin toplam ağırlığı kadardır.

3- Önceki sezon sürülen zehirli boyanın markası ve tipi bilinmiyorsa, karinaya yeniden astar uygulaması yapılmalı ve üzerine zehirli boya sürülmelidir. Böyle bir durumda astar uygulaması yapılmaması zehirli boyanın yüzeye tutumasını engelleyecek ve boyanın erken atmasına neden olacaktır.

4- Zehirli boyanın ara katları genelde 4 saat aralıklar ile atılır. Zehirli boyanın uzun süre güneşte bekletilmesi kurumasına ve bozulmasına neden olacaktır. Zehirli boya uygulaması sırasında teknenin karada oturduğu kızak kısımlarına boya sürülemez ve tekne suya atılmadan hemen önce kalan bu bölegelere zehirli boya sürülür. Bu sağlıklı bir uygulama değildir. Son anlarda sürülen zehirli boyalar hemen erimekte ve hiçbir işe yaramamaktadır.

5- Teknelerin güneş ışıklarından daha fazla etkilenen yerlerine daha fazla kat zehirli boya uygulamak doğru olacaktır. Çünkü bu deniz canlıları güneş ışığı ile daha hızlı büyüme yaparlar. Örneğin teknelerin filato çizgilerinin hemen alt kısımları güneş ışıklarından çok etkilendikleri için daha çabuk yosun tutacaktır.

6- Zehirli boya uygulanırken özellikle koyu renkler kekamozu daha az göstereceği için genelde koyu renklerin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Özellikle beyaz gibi zehirliler şık olmasına rağmen çok çabuk görüntü kirlilğine neden olacaktır.

Bağlanma 

baglanma

Tornistan yolda, kıçtan kara olacak şekilde yanaşırken, rıhtıma yaklaşma anında ileri yol verilerek, çarpmamak için yat durdurulmalıdır. Burada fazla devirle yol verilmesi durumunda yat ileri hareket edeceği için iskeledeki palamar halatlarını almak zor olacaktır. O yüzden devir çok iyi ayarlanmalıdır. Özellikle rüzgarlı günlerde, yat durduğu anda rüzgarın sürükleme etkisine girecek ve rüzgar altına doğru kaymaya başlayacaktır. Bağlanmadan ne kadar uzun durulursa bu sürüklenme o kadar fazla olacaktır ve yatı bağlamak oldukça güç olacaktır. Anlaşıldığı üzere yatı bağlamak için fazla vakit kaybına tahammül yoktur. Bir an önce halatlar ile yat bağlanmalıdır.

En sık yapılan hata, önce tonoz halatının bağlanmasıdır. Tonoz halatı, yatın baş tarafında olduğu için tonozu bağlayana kadar, yat rüzgar etkisiyle sürüklenecektir. O yüzden önce tonoz halatı asla bağlanmamalıdır. Kaymayı engellemek için önce, rüzgarın geldiği taraftaki yani rüzgar üstündeki palamar halatı çok çabuk bir şekilde bağlanmalıdır. Rüzgar üstü palamar bağlandıktan sonra motora ileri yol verilmelidir. Bu durumda yat zaten kendiliğinden, palamar üzerinde manevra yaparak rüzgara doğru döner ve rüzgarın yatı sürüklemesi engellenir. Uygun devir ayarlanılarak rüzgarın atması engellenir ve yat sabit bir pozisyon alır. Sonuçta başka hiç kimseye ihtiyaç duyulmadan diğer palamar ve tonoz halatı bağlanarak yat bağlanmış olur.

Not :Kıçtan kara yanaşmalarda öncelikle rüzgar üstü palamar bağlanmalıdır. Mümkün olduğunca hızlı bağlandıktan sonra ileri yol verilecek, yat sabit durabilir pozisyona getirilmelidir.

Fakat, yat gerçek anlamda bağlanmamıştır. Bu şekilde bağlanan bir yat, az bir rüzgarda bile salınım hareketleri yapacaktır. O yüzden tonoz bağlandıktan sonra en az 2000 devir sabit tornistan verilmeli ve palamar halatları gerdirilerek bağlanmalıdır. Gergin bağlanmayan yatlar sert rüzgarlarda birbirlerine vururlar veya salınım yapmalarından dolayı koç boynuzlarını, iskele babalarını veya tonozları koparırılar. Aşağıdaki şekilde palamar halatları gergin bağlanmayarak, salınım hareketi yapan bir tekneyi görüyoruz. Bu durum yanlış bağlamaya örnek bir durumdur.


Demirleme Teknikleri 

demirleme

Bağlı olduğunuz limandan uzak bir seyirdesiniz ve tonoz sistemi bulunmayan bir liman veya koya demirleyeceksiniz. Güvenle geceyi geçirmek ve rahat bir uyku çekmek için doğru demirleme yapmalı, koşullar uygunsa kıçtan çıma alınması şarttır. Güvenli demirleme yapabilmek için birçok koşul göz önünde bulundurulmalıdır. Bu koşulları ana başlıklar altında inceleyelim.

Öncelikle, mümkünse dalgalara ve rüzgara kapalı bir bölgede demirleme yapılmalıdır.

Demirlemek için güvenli derinlik bulunmalıdır.

Denizin dibinin durumu (taşlık, kumluk, erişte vs.) ve çıpanın tipi hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.

Alarga durulacaksa, yatın salınım çapı dikkate alınmalıdır.

Çıpa attığınızda çapanın dibe tutunmasını sağlamalı ve uygun kaloma ile ( attığınız zincir veya halatın uzunluğu) sabitlenmelidir.


Güvenli bölge

Daha önce bulunmadığınız bir bölgedesiniz ve demirlemek için uygun yer arıyorsunuz. Rüzgar esmiyorsa sizi sürükleyecek bir kuvvet olmayacağı için uygun yer bulmanız oldukça kolay olacaktır. Ama rüzgarlı havalarda en azından rüzgarın ürettiği dalgayı kesen bir yer şeklinin rüzgar altına demirleme yapmalıdır. Dalgalı bir yerde demirlemek hem sizi rahatsız edecek hem de uygun kaloma bırakılmaması durumunda çapa tarama yapacaktır.


Derinlik

Bildiğimiz gibi yelkenli yatlarımızın altında salma bulunmaktadır. Eğer salma hareketli değil ve yatın içine doğru kapatılamıyorsa, salma uzunluğunu ve yatın su çekimini dikkate alarak demirleme yeri seçmelidir. Örneğin yatın su çekimi ortalama 2 metreyse, en az 3 metre derinlikte bir yere demir atılmalıdır. Yaklaşık 10 metre boyunda yelkenli yatlarda ortalama 60 metre zincir bulunmaktadır. Güvenli demirlemek için derinliğin en az dört katı kadar kaloma bırakılmalıdır. Unutulmaması gereken teknemizi çapa değil, bıraktığımız zincir tutmaktadır. Bıraktığımız zincir denizin dibine uzanarak, rüzgar bastığında kalkar ve bir yay gibi etki yaparak çapaya esas kuvvetin gitmesini engeller. O yüzden derinliğin 5-6 veya daha fazla katı kadar zincir bırakmak yanlış değil aksine oldukça güvenlidir. Bazı koylar dışarıdan bakıldığında demirlemek için çok uygun görünse de pek uygun olmayabilir. Derinliği yaklaşık 30 metre olan ve kıyıya çok yakın yerlerde sığ olan koylarda çapayı o derinliğe atmak işe yaramayacaktır. Ortalama 60 metre zinciri olan bir yelkenli yat, teorik olarak derinliğin 4 katı kadar kaloma bırakacağı varsayılırsa en fazla 15 metreye derinlikte güvenli demir atabilir. Çapanın dibe iyi gömülmesi, rüzgar etkisi gibi şartlar etki ettiği için teorik kelimesini vurguluyorum.


Dip yapısı ve çıpa seçimi

Demirleyeceğimiz bölgeyi tanımıyorsak denizin dip yapısını da bilemeyiz. Dibin kum, çakıl, mermer, erişte vs. olması durumlarına göre uygun çıpa kullanılmalıdır. Seyir bölgeleri az çok belli olan yatlar o bölgedeki zemin yapısına göre çapa seçimi yaparlar. Admiraltı tipi çıpa tırnakları sayesinde dipteki yosunlara iyi tutunur veya kaya aralarına girerek iyi tutunma sağlar ama büyük olması ve taşınma zorluğu olduğu için kullanımı zordur. Danforth tipi çıpa kum ve çıpada hareketli tırnakları ve geniş yüzeyi sayesinde çok iyi bir tutunma sağlar. Pulluk demiri yosunda çok iyi tutunma sağlar, kum ve balçık zeminde ise oldukça kullanışlı olmasına rağmen danforth kadar iyi tutunma sağlayamaz.


Salınım çapı

Çıpa atıldığında ve alarga durumda kalındığında yatımız rüzgar değişimlerinden etkilenir. Yat durumunu daima rüzgarı karşıdan alınacak pozisyona getirir. Dolayısıyla küçük rüzgar değişimlerinde yat, sancağa veya iskele doğru bir dairesel hareketle kaymalar yapacaktır. Buna salınım çapı denmektedir. Demirlediğimiz yerde yakınımızda başka teknelerin olması durumu dikkate alındığında salınım çapı doğru hesaplanmalı ve ona göre uygun yer bulunmalıdır. Örneğin derinliğin ve bırakılan kalomanın bilinmesi durumunda, yatın en fazla salınım çapı dik üçgen bağlantısından bulanabilir. Örneğin derinlik 6 metre, kaloma 24 metre ise teknenin sancağa doğru 23 metre, iskeleye doğru gene 23 metre kayacağı teorik olarak hesaplanır. Fakat bu durum en fazla salınım durumu yani zeminde zincirin hiç yatmaması ve çapanın üzerinde aşırı yük binmesi durumudur. Genelde böyle olmayacağı için ve en az 15 metrenin zeminde yattığı düşünülürse ortalama salınım çapı 13 metre olacaktır.


Çıpayı tutturmak

Demirlemede en önemli durumlardan biri atılan çapanın dipteki zemine saplanması durumdur. Eğer çıpa zemine saplanamazsa, zemin üzerinde emanet duracak ve en ufak bir yük gelmesi durumunda çapa taramaya başlayacaktır. O yüzden zemine uygun çıpa seçimi ve yeterli kaloma bırakılması dışında zemine çıpayı saplayabilmek için doğru demirleme gereklidir. Çıpa atılırken şu koşullara dikkat edilmelidir.

_ Öncelikle rüzgara karşı demir atılmalıdır. Rüzgara karşı pozisyon alındıktan sonra yatın üzerindeki ileri yol sıfırlanmalı, yat durdurulmalı ve hafif tornistan ile yol almalıdır. Durgun haldeki bir yattan bırakılan zincir zeminde birikerek sağlıklı sonuç vermeyecektir.

_ Çıpa, suya ırgat koluyla yavaşça değil, hızlı bir şekilde elle bırakılmalıdır. Yavaş bırakılan çapa zeminde hem canlı hayatına oldukça fazla zarar verir hem de çapanın zeminde tutunması çok geç olacağı için yat olağandan fazla sürüklenmek zorunda kalır.

_ Çıpa sadece zincir ile bağlıysa derinliğin en az dört katı kadar zincir bırakılmalıdır ve yat tornistan yol verilerek çapanın dibe oturtulması sağlanmalıdır. Öncelikle ağır yol, zincir gerilmeye başladığında 2000, 2500, rüzgarlı havalarda 3000 devir tornistan yol verilmelidir. Çıpanın dibe oturduğunu sancak ve iskeleden kerteriz alarak anlayabiliriz. Ayrıca tarama durumunu zincire bakarak da rahatça anlayabiliriz. Eğer zincir gergin duramıyor ve zıplamalar yaparak sallanıyorsa, çapa zeminde tarıyor demektir. Bu durumda daha fazla kaloma verilmesi halinde çapa zemine tutunacaktır.



Kıçtan Kara Yanaşma

kictankarayanasma

Marinalarda, kullanım rahatlığı bakımından genellikle yatlar kıçtan kara olacak şekilde bağlanırlar. Bir teknenin kıçtan kara olabilmesi için mevcut yere, tornistan hareket ile yanaşması gerekmektedir. Tornistan harekete geçmeden önce, ileri yol alan tekneyi durdurmak ve tornistan yol vermek gerekir. Pratik olarak yapılması gerekenleri sıralayalım

Kıçtan kara bağlanacak yer : Bağlanacak yerin çevresinde, manevra yapabilecek yeteri kadar yer olup olmadığına bakılır. Eğer yeteri kadar yer yoksa veya manevra sırasında sert rüzgarın itme etkisi fazla olacaksa, manevra yapacak daha geniş bir yerde manevra yapılmalıdır. Dar yerlerde manevra yaparken, hem pervane çekmesi hem de sert rüzgarla mücadele etmek bir çok yat kullanıcısı için zordur. Eğer kendinizden veya yerin darlığından şüphe ediyorsanız, daha geniş yerlerde manevrayı yapınız.

Rüzgar etkisinde hareketi değiştirmek : İleri hareket eden bir yatı tornistan harekete geçirmek gerekmektedir. Bu durumda önce yat yavaşlayacak, belli bir süre sonra duracak ve tornistan yola devam edecektir. Bu durumda dikkat edilmesi gereken en önemli etki, rüzgarın itici gücüdür. Çünkü tekne hareket değiştirirken kısa bir süre de olsa üzerinde yol olmayacaktır ve bu zaman içinde rüzgarın etkisiyle sürüklenecektir. Yanaşma manevrası yapılmadan önce tahmini sürüklenme mesafesi göz önünde bulundurulmalı ve mümkün olduğu kadar rüzgar üzerinde bu manevraya başlamalıdır. Rüzgarın esmediği veya çok hafif estiği durumlarda sürüklenme pek olmayacaktır. Yanaşma manevraları daha kolay olacaktır.

Pervane etkisi : Tornistan harekete geçerken pervanenin çekme tarafını bilmek, doğru yanaşmanın çok büyük bir kısmını başarmaktır. Örneğin pervaneniz tornistan harekete geçerken iskeleye doğru teknenin kıçını atıyorsa, yanaşacağınız yere yanaşırken, kıç tarafı doğru açıda sancakta bırakmanız durumunda , pervane çekmesiyle tam dik seviyeye gelirsiniz. Araba gibi düşünmek yapılan en büyük yanlışlardandır. Hiçbir tekne ileri yol giderken, aynı doğrultuda tornistan hareket yapamaz. Motorun gücü çok küçükte olsa bir pervane çekmesi olacaktır.

Gaz ve dümen kontrolü : Kıçtan kara manevraya başlamadan ve tornistan vermeden önce teknenin üzerinde yeterli yol olmalıdır. Yeterli yol kavramı, rüzgarın tekneyi sürükleme etkisinin olmadığı en düşük hız anlamındadır. Gereğinden süratli bir şeklide ileri yoldayken, tornistan yapılması durumunda tornistan yolu alma süresi uzayacaktır. Teknenin tornistan yol alma süresi uzadıkça rüzgarın sürükleme etkisi süre uzadığı için dolaylı olarak artacaktır. İleri yoldayken pervane çekmesi ve rüzgarın sürükleme payı tahmini olarak hesaplandıktan sonra dümen düz durumda, ilk hareket olarak güçlü tornistan verilmelidir. Devir saatine bakılacak olursa yaklaşık 2500 devir, rüzgarın sürükleme etkisi fazlaysa 3000 devir tornistan yol verilmelidir. Az yol vermek, yol alma süresini uzatacağı için özellikle dar yerlerde ve sert rüzgarlarda bizi zor duruma düşürür. Tornistan devrini alan yat önce yavaşlar daha sonra pervane çekmesi ile sancağa veya iskele doğru kayar ve sonunda tornistan yol almaya başlar. Yatın, ileri yoldayken, durması ve tornistan yol alması süresinde dümen kontrolsüz kalacaktır. Bu durumda yapılacak her türlü dümen hareketine yat tepki vermeyecektir. Panik olunmamalı ve suya bakarak veya çevreden kerteriz alınarak tornistan yola girildiğinde dümen hareketiyle yata yön verilmelidir. Tornistan yol aldıktan sonra ise artık verdiğimiz yüksek devir düşürülmeli, rüzgarın sürükleme etkisine göre 900, 1100, 2000 devire kontrollü olarak indirilmelidir. Fakat rüzgar çok sert estiği durumlarda devri düşüremeyebilirsiniz. Tornistan yol aldıktan sonra pervane çekmesi devre dışı kalacak, dümen çalışacak ve rüzgar sürükleme payı yok denecek kadar az olacaktır. Tornistan yol aldıktan sonra bekleme yapılırsa rüzgar tekrar yatı sürükleyecek ve yanaşma bir kabusa dönüşecektir


Yatlarda Manevra

yatlardamanevra

Yelkenli yatların yanaşma manevrasını etkileyen iki önemli faktör vardır. Bunlardan biri rüzgar diğeri ise pervane çekmesidir. Yatların tasarım özellikleri, karina temizlikleri, dengesiz yüklenmeleri ve yelken seyri konumuzun dışındadır. (Yanaşma manevraları yapılan yerlerde genelde akıntının etkisi fazla olmadığı için akıntının etkisini göz ardı ediyoruz.)

Dar alanlarda, limanlarda ve marinalarda yanaşma, ayrılma manevralarının motor kuvveti ile yapıldığını ve yelkenlerin kapalı olduğunu belirterek konuya giriş yapalım. Rüzgarın bir kuvvet olduğunu ve bir itici etkisi olduğunu biliyoruz. Rüzgarın hızının artması, itici etkisini de arttıracaktır. Motor kuvvetiyle ilerleyen ve üzerinde yeterince yol bulunan bir yelkenli yatı, rüzgarın itici etkisi hissedilir şekilde veya rotamızı bozacak şekilde etkileyemez. Fakat rüzgar, üzerinde yol olmayan bir yelkenli yatın, bordasına, direğine vs. kısımlarına vurduğu taktirde itici etkisiyle yatı sürükleyecektir. Bu yüzden manevra sırasında yatın üzerinde yeterince yol olmadığı anda rüzgarın sürükleme etkisi en fazla olacaktır. 

Yanaşma ve ayrılma manevralarını etkileyen bir diğer bilinmesi gereken önemli etki, pervane çekmesidir. Pervanenin dönüş yönüne ve pervanenin kanatlarının sayısı veya tipine göre pervane çekme derecesi değişecektir. Pervane çekmesi genelde tornistan yol verildiğinde en fazla etki yapar. Çekmenin etkisiyle yatların kıç tarafları sancağa veya iskeleye doğru kaymaya başlayacaktır.

Basitçe açıklarsak, üzerinde ileri yol bulunan bir yatı tornistan kuvvet vererek tornistan yol almasını istiyoruz. Dolayısıyla pervaneyi ters yönde çeviriyoruz. Bu işlem uygulandığında önce ileri yol alan tekne yavaşlar, belli bir süre sonra durur ve durduktan sonra tornistan yol almaya başlar. Fakat hiç rüzgar olamayan zamanlarda bile yatın kıçı bir tarafa doğru pervane çekmesinin etkisiyle atacaktır. Genellikle Yanmar marka motora sahip yatlarda, tornistan hareket verildiğinde iskeleye, Volvo Penta marka motora sahip yatlarda ise sancak tarafa doğru, kıç taraflarında kayma hissedilir. Yanaşma manevrası yapılacaksa, pervane çekmesinin hangi tarafa doğru olduğu önceden bilinmelidir. Pervane çekmesinin açısına göre uygun pozisyon açısı verilerek yanaşma yapılmalıdır.

Not : Yüksek devir hareketiyle başlayan tornistan pervane çekmesini arttırır. O yüzden özellikle sert havalarda pervane çekmesini doğru uygulamak, manevralarda büyük kolaylık sağlayacaktır.