| |
Denizciler, asırlar süren deneyimlerinde, denizde çeşitli yerlerde kullanabilecekleri binlerce çeşit bağ bulmuş ve kullanmışlardır. Bu bağlar günümüze kadar gelişerek ve değişikler göstererek farklı şekillerde aktarılmıştır. Denizci olmak için binlerce bağ tipini öğrenmeye gerek yoktur. Denizci bağlarının en önemli özelliği, üzerlerine uygulanan kuvvetlerden sonra, çözülmek istendiğinde rahatlıkla çözülebilmeleridir. Denizde güvenle seyir yapabilmek için sadece belirli bağların bilinmesi şarttır. İhtiyacımız olan bağların sayısı 6-9 sayısını geçmeyecektir.
Öncelikle bağ ile düğümün farkı unutulmamalıdır. Düğüm, çözülmesi zor ve sıkışması durumunda çözülemeyen veya çözene kadar oldukça zaman alan halat sistemidir. Denizcilikte asla düğüm kelimesine yer yoktur. Konuşmalarda ‘’denizcilik düğümleri’’ olarak duyduğumuz cümlelerin hepsi yanlış kullanımlardır.
Belirttiğimiz gibi denize çıkan herkesin bağları öğrenmesi ve nerelerde kullanılacaklarını bilmeleri hem kendi güvenlikleri için hem de ekiplerinin güvenliği açısından esastır. Örneğin, geceleyin demir attınız ve çapanın ucuna da gelişigüzel bir bağ attınız. Gece, siz uyurken o bağın çözülmesi durumunda kendinizi istenmeyen yerlerde veya karada bulabilirsiniz. Limana yanaştınız, iki tekne arasında bağlısınız ve teknenizi koruma amaçlı usturmaçalarınızı vardevela tellerine bir şekilde bağladınız. Rüzgarlı havalarda teknelerin birbirlerine yaslanmalarında, kötü bağlanan bağlar ile usturmaçalarını kaybedebilirsiniz. Denize çıkacaksınız, ama palamar halatlarınızı öyle bir dolamışsınız ki, halatların üzerinde oluşan yük ile birlikte sıkışmışlar ve çözülemiyorlar.

Bağların önemini, başımdan geçen bir olayla vurgulamak istiyorum. 2 yıl kadar önce Fenerbahçe Koyu’nda eğitim seyrindeyim, 15 knot civarında, denizden lodos rüzgarı esiyordu. Sancak tarafımda, 600 metre kadar ötemde, yaklaşık 7 metrelik bir yelkenli teknenin kayalara çok yaklaştığını gördüm. Yelkenleri kapalıydı ve içindeki 3 kişi motoru çalıştırmaya çalışıyorlardır. Bir sorun olduğunu anlayarak hemen yelkenlerimi indirdim, motorumu çalıştırdım ve yardım halatımı hazırladım.
Ben gidene kadar, denizden gelen dalgalarla kendilerini kayalarda buldular. Tekne kayalara tam bordasından oldukça sert vuruyordu. Hemen yedeklemek için halatımı attım. Teknedekilerin suratıma bakışlarından, halatı nereye bağlayacaklarını bilmediklerini analdım. Bağırarak tarif etmeme rağmen, gittiler vardevelaya bağladılar. Olmaz dememe rağmen ‘’çeeeeek’’ bağırmaları üzerine motoruma yol verdim ve vardevelayı patlattık. Yedekleme halatını toplayarak tekrar gönderdim. Fakat bu seferde tam yedeklemeye başladığım sırada halat çözüldü. ‘’Eyvah’’ dedim, bunlar bağ atmasını da bilmiyorlar. Halatın 3 denemede de çözülmesi üzerine ellerinde, halatı bir yerlerden destek alarak tuttular. Tabiki bu zaman kaybı sırasında teknenin aldığı hasardan bahsetmek bile istemiyorum. Motorlarının durma sebebini söylemek bile istemiyorum. Adalarda denize girmişler ve tekneden suya inen açılabilir merdiveni bağladıkları halata attıkları bağ, seyir sırasında çözülmüş ve halat, motorun pervanesine dolanmış. Sadece bir bağın yanlış kullanılmasının verebileceği hasarı ve olabileceklerin tarifi için gerçekten ders alınması gereken bir örnek olduğunu düşünüyorum. Tüm bunarlın önüne geçmek için bu hafta, bilmemiz gereken başlıca bağları konu aldık.
|
|