Ataturk

  • Facebook
  • Twitter
  • instagram
  • instagram
  • instagram
 

Denizcilik Terimleri Sözlüğü (Fotoğraflı) 

 

ABAŞO : Gemiyi baş taraftan veya kıç taraftan halat ile karaya, limana bağlamak.

ABLİ :  Seren ve bumba cundalarindan asagi iki tarafa inen halatlar. Balıkçı gırgırlarının ağları kaldırması için kullandıkları, bumba ucundaki halatlardır. 

ABORDA : Bir teknenin, başka bir tekneye ya da iskeleye, yandan yanaşması. 

ABOSA : Bosayi tut veya geçici olarak durdur, bosaya vurmak. Genelde zincirin durdurulması için kullanılan terimdir. 

ABRAMAK : Kontrol altına almak, komutası altında tutmak, üstünden gelmek. Fırtına ve sert denizlerde, gemiyi veya yelkenliyi doğru biçimde yönetmek, kontrol altında tutabilmek anlamındadır. 

AÇIKTA EYLENMEK : Bir teknenin sahilden veya iskeleden yada limandan açıkta beklemesi.

ADMIRALTI DEMİRİ : Çiposu kollarına dik ve hareketli eski sistem bir demir cinsi.

AGANTA : Zincir veya halatın kısa bir zaman süresi için elde tutulup bırakılmaması (Aganta iskota, aganta borina burinata) Halikarnas Balıkçısı'nın hikayelerinden bu terimi sıklıkla biliyoruz. 

AĞIZ KUŞAĞI : Armuz kaplamanin en üst sirasi [bindirme kaplamanin da]

ALABANDA : Teknenin içinden, bordasının iç kısmı veya dümenin tam olarak iskele veya sancağa 35° ye kadar basılması. Yeke dümenli teknelerde, yekenin ucu, teknenin iç kısmını gösterir. 

ALABORA : Altüst olma, teknenin ters çevrilmesi, yan yatması ama su üstünde yüzer pozisyonluğunun devam etmesi. Terim bri çok yerde alabura olarak yanlış kullanılmaktadır. TDK'nın sözlüğünde alabora olarak geçmektedir. 

ALAMA KÜREK : Hep birlikte kürek çekerken çekmeyi durdurmak için verilen komut.

ALAMATRA : Karadeniz'de imal edilen balıkçı teknesi. 600 yıllık bir geçmişe sahiptir. Günümüzde halen kullanılmaktadırlar. 

ALARGA : Açıkta demektir. Açıkta demirde bekleyen tekne ve gemiler için kullanılan terimdir. (Alargada bekle, alarga dur)(Italyanca largo) alargaya (açığa çıkmak). Alarga'daki tekneler rüzgarı karşıdan alarak dururlar. 

ALAY SANCAĞI : İşaret sancakları ile donatılmaya, alay sancaklarının çekilmesi denir.

ALBERABER : Hep birlikte kürek çekmek için verilen komuta denir.

ALESTA : Hazir olmak, hazir olarak apikoda beklemek Alesta tramola [Tramola etmeye hazir ol] Yelkencilikte sık kullanılan bir terimdir. 

ALTABASO : Bir yelkenin alt yakası, alt ve aşağı anlamında da kullanılır. Günümüzde genellikle yelkenciler arasında alt yaka olarak kullanılan terimdir. 

AMORA YAKASI : Dört köse bir yelkenin alt ve ön tarafındaki yaka [Karula yakasi]

ANA GÜVERTE : Geminin veya teknenin üzerinde yürünen en üstteki güvertesi.

ANA OMURGA  : Postaların bağlandığı, bastan kıça kadar uzanan ağaç veya demir yapı. Yeni nesil fiber teknelerde ana omurga kavramı kalmamıştır. Teknelerin altında, ana omurgayı sağlamak için sağlam örümcek yapısı bulunmaktadır. 

ANELE : Hareketli demir halka, 

ANELE BAĞI : Aneleye yapilan bir çesit bag

APAZ : Yelkenli teknelerde, rüzgarı sancak veya iskele bordalardan (yanlardan) alarak yapılan seyir. 

APAZLAMA : Kemere istikametinden gelen rüzgara doğru yaklaşma. (Yelken seyri)

APİKO : Demirin vira edildiğinde, deniz dibinden kurtulup dimdik durduğu vaziyet, veya dikkatli olarak beklemek.

ARYA : Yelkenin, sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi (Ariya sancak, ariya yelken)

ARMA : Yelkenli teknelerdeki sabit donanım (direk, çarmıhlar, ıstralyalar)

ARMUZ : Teknelerde, güverte ve borda kaplama tahtalarının arasındaki çizgi (armuz kaplama) Günümüzde bunları, tik kaplı güvertelerde görebiliyoruz. 

ASKI MAPASI : Bir demir kaldırmak için bedenine konmuş olan mapa

AŞIRTMA PRAÇERA YELKEN : Kavançalı seren yelkeni

AŞOZ : Kaplama tahtaları için omurga ve bodoslamalara açılan oyuklar.

AVARA : Gemi, yelkenli, bot veya teknenin yanaşık olduğu yerden ayrılması (Avara etmek)

AYBOCİ : Zincirin ırgat çalıştırılarak aşağıya alınması, indirilmesi.

AYI BACAĞI : Yelkenlerin farklı kontralarda açılması. Rüzgar arkadan gelirken, pupa seyrinde yapılır. 

AYNALIK : Kıç bodoslama üzerine konan ve dümen iğneciğinin üzerine konduğu tahta levha (Ayna kıçlı tekneler)

AYNALIK TAHTASI : Bir teknede kıç taraftaki havuzda otururken arkaya dayanmak için konulmuş olan tahta levha

BABA : Halat volta etmek için ağaç veya metalden yapılmış silindirik biçimde güverte veya rıhtıma bağlanmış bir eleman.

BABAFİNGO : Yelkenli bir teknede eğer direk üç kısımdan ibaret ise; en üstteki parça. 

BADARNA ETMEK : Bir halatın aşınmaması için üstünün halat veya koruyucu bir malzeme ile sarılması.

BAKLA : Zincirin bir halkası

BALON-USTURMAÇA : Halattan, hasirdan veya sentetik malzemeden yapilmis, içi doldurulmus veya sisirilmis bir usturmaça çesidi

BANDOLET ----------

BANDIRA :  Milliyeti gösteren sancak. Teknelerin ve gemilerin kıçında dalgalanır. 

BARBARİŞKA Tutulmakta zor olan bir halatın kaymaması için yapılan bir bağ çeşidi. Bir halatın, başka bir halatın üstüne veya bir nesneye bağlanmasıdır. 

BASTİNA Palangalarda kullanılan bir nevi dilli makara 

BASTON : Ana civadranın üzerinde ileriye doğru uzatılmış çubuk.

BAŞ :  Bir teknenin ön ve ileri kısmı.

BAŞ BODOSLAMA : Omurganın baş tarafından teknenin başını meydana getirmek için yukarı istikamete doğru konulan ağaç parçası.

BAŞ KASARA : Genellikle gemilerdeki bas tarftaki yüksek kisim

BAŞ OMUZLUK : Kemere ile bas bodoslama arasındaki yuvarlak kısım.

BAŞ PARİMA : Bir botun baş zerindeki aneleye bağlanmış kısa halatı.

BAŞLI  : Bir teknenin, baş tarafının, kıça nazaran daha batik olması

BAŞTANKARA ETMEK : Tekneyi bir sahile, rıhtıma veya kumsala baş taraftan oturtmak veya yanaştırmak.

BASÜSTÜ : Bir botun baş tarafında oturabilecek ve ayakta durulabilecek platform.

BERMUDA ARMA : Uzun bir direk üzerine yelken açmak için düşünülmüş arma tipi (Marconi arma) Bu tip armada yelken sereni yoktur ancak bumbası vardır. Günümüzde modern yelkenlilerin hepsi bermuda armaya sahiptir. 

BİNDİRME KAPLAMA : Armuz kaplamanın birebir üzerine konularak yapılma sekli 

BİTA : Gemi veya yelkenli teknelerde, halatların, yelkenlerin iskotalarını volta etmek için konulmuş küçük babalar. Madeni babaların bir tanesine, halat ve zincirlerin volta edilmesi için kullanılan silindirik madeni eleman.

BOCURUM : Yelkenli teknelerde kıç bodoslama / kıç aynalık üzerinde bulunan direğe çekilen yelken. Randa olarak da bilinir. 

BORDA : Su kesiminden yukarıda kalan kısım. 

BORDA FENERİ :  Sancakta yeşil, iskelede kırmızı olarak yakılan 112,5 açılı fener.

BORDA İSKELESİ : Bir tekneye girip çıkmak için inip kalkabilen ve içeriye alabura olabilen bir merdiven tipi (Pasarella)

BOSA : Demir loçaya oturduktan veya zincire yeteri kadar kaloma verildikten sonra zincir veya demirin ağırlığını ırgat üzerinden kaldırmak için güverte üzerindeki mapalara kilitlenmiş uçları maça kilitli kısa zincir.

BOSA TUTMAK : Bir halat veya zincirin bedeni üzerine bosa tutarak abramak . 

BOŞ ALMAK : Gevsek bir halati germek için fazlasini kesmek

BOŞ VERMEK : Halati kaçirmak

BRANDA : Eskiden yelken yapılan bir cins kumaş yada kumaştan yapılan ve gemicilerin hamak olarak kullandıkları yatak.

BUMBA : Yan yelkenlerin alt yakalarını germek için kullanılan bir cins seren.Yük gemilerinde yük aktarmak için ucuna palanga takılan seren.

BURGATA : Halat ve zincir ebadını ölçmek için kullanılan bir ölçü.

BÜKÜN :  Halatin veya bir yomanin saga veya sola dogru kollarinin bükülmesi

CAMADAN : Camadan vurmak. Yelken alanının küçültülmesi. Sert havalarda yelkenli teknelerde uygulanır. 

CAMADAN BAĞI :  Bu küçültmeyi yapmada kullanıIlan bir bağ çeşidi. 

CAMADAN KALÇELARI : Bu bağı yapmak için yelken üzerinde sıralanmış ve yelkenin her iki yüzünde bulunan bağcıklar.

CANKURTARAN SİMİDİ : Denize düşenleri kurtarmak için çok hafif ve yüzer maddeden yapılmış, yuvarlak simit biçiminde ve bir salvoya bağlı araç.

CEVİZ : Halatların ucuna tutabilmek için veya süs olarak yapılan bir cins düğüm seklindeki isleme

CIVADRA :Teknenin baş tarafında dışarıya doğru eğik olarak uzanan sabit seren, genellikle yelkenli teknelerde flokları açmak için kullanılır.

CUNDA : Uç demektir. Direk cundası, seren cundasi, bumba cundası. Cunda yakasi: yelkenin seren yakalarına gelen uçlarına denir.

ÇALIM :Geminin bas ile kıçı arasında inik meyil veya kıç tarafta su kesiminin altındaki dar kesim

ÇAMÇAK : Teknede biriken suyu toplamak için tahtadan yapılmış bir cins kepçe. Genellike optimist sınıfında yarışan minik yelkenciler kullanır. 

ÇARMIK : Direklerin her iki bordasına bağlanabilmesi için gerilmiş tel halatlar.

ÇENE :  Omurga ile bodoslamanın birleştiği köşe.

ÇIMA : Halat, el incesi veya yomaların en uç kısmı.

ÇIMARIVA : Personelin tekne boyunca yanyana selamlama için dizilmesi

ÇIPO : Özellikle admiraltı demirinde bedenin üst kiısmından anelesinin altında geçen kollara dik olarak bağlanmış hareketli veya sabit ağaç veya metal kollar.

ÇÖRDEK YAKASI : Seren yakalarının geriye bakan kısımlari, üç köse yelkenlerdeki en üstteki pik yakası.

ÇUBUK : Ana direklerin üzerine konulan ekleme direkler

DABILBATIM :Gemilerin karinası yırtıldığında teknenin su almaması için postaların iç tarafına ikinci bir kaplama konur ki, bu iki kaplama arasindaki double-bottom denir. Bu bölüm safra ve yakıt deposu olarak da kullanılır.

DENİZ DEMİRİ : Denizde ve rüzgarda hareketsiz kalan teknenin dalgalar borda vermemesi için bastan veya kıçtan denize attıkları koni seklindeki branda torba.

DESE ETMEK : Halatın veya zincirin iyice gerilmesi

DİNGİ : Bir çifte kürekle kullanILan patalya

DIREK FISTANI :Direğin güverteye girdiği veya etrafına çevrilen kuşak

DOBLIN : Bir halattaki iki çıması arasındaki sarkık kısım

DOBLIN ALMAK : [Vermek, Tutmak] Bir halatın iki çımasının gemide kalmak üzere bordadaki veya sahildeki bir babaya iki, üç kez sarılması

DÖKÜNTÜ :  Deniz yüzeyine yakin kayalık kümeler.

DÖŞEKLİ : Alti düz olan tekne

DİRİSE ETMEK : Yön değiştirmek, rüzgarın dirise etmesi, bumbayi dışarıya etmek

DÜMEN : Gemiyi istenilen yöne çevirmek için saç veya tahtadan yapilmis olup kiç tarafa monte edilen yelpaze seklindeki bir parça

DÜMEN BAŞLIĞI : Yeke evini kuşatmak - kuvvetlendirmek için dümen saftının etrafına geçirilen maden başlık [=dümen tasi]

DÜMEN BODOSLAMASI : Kıç bodoslama

DÜMEN BOĞAZI : Dümen yelpazesinden yukarıda kalan kısım.

DÜMEN DOLABI : Dümen yekesine bağlı mekanizmasını çevirebilmek için yapılmış olan aygıt.

DÜMEN DONANIMI : Dümen yekesi ile dümen dolabı arasında kalan tel halat mekanizma, uskurlu saft ve kollar ile bunların geçtikleri makaralı sistemin tümüne verilen isim

DÜMEN YELPAZESİ : Dümenin esas ana parçası. Dümen palası olarak da kullanılır. 

DÜMEN ZAVIYESİ : Dümen yelpaze sathinin omurga ile yapmış olduğu açı.

DÜMENCİ PUSULASI : Dümen dolabının hemen önüne konulmuş olan mıknatıs pusula

DÜMENTASI : Yekenin dümene baglandığı en üst kısım.

EĞLENMEK : Bir teknenin stop ederek veya çok ağır yol ile gideceği yere varması.

EL DONANIMI : Mekanik olan ırgat gibi aygıtların el ile çalışabilmesi için yapılmış olan donanım.

EL DÜMENİ : Kol gücü ile bir taraftan diger tarafa basilan dümen

EL INCESİ : Bir tekneden diğerine veya sahile atılan ucunda kursun bir ağırlığının ceviz ile kapli oldugu ve sonuçta bir halatin baglanarak gönderildigi, parekete savlosu gibi incecik bir halat

EL İSKANDİLİ : Elektrikli iskandil olmayan teknelerde,derinlik ölçmek için çımasına 5 kg lik bir kursun asılmış ve üzerine kulaç taksimatı yapılmış olan savlo. Günümüz teknolojisi ile müzelik duruma düşmüştür. 

FAÇA ETMEK : Seren yelkenlerin bir taraftan prasya olduğu halde kapatılması.

FAÇUNA ETMEK : Badarnanin tel veya mürnel ile siki sikiya baglanmasidir.

FALAKA : İki matafora cundalari arasında bulunup can halatlarının baglandığı tel halat.

FARŞ TAHTALARI : Ağaç, fiber veya kompozit bir teknenin sintine üzerindeki yürümeye yarayan aralıklı tahtaları.

FİLİKA : Savas gemilerindeki, yolcu gemilerinde bulunan, kürekli veya yelkenli tekneler. Güvenlik amaçlıdırlar. 

FIRDÖNDÜ : Zincirin gamının alınması için aralara konan bir eksene bağlı olarak dönen iki yarim bakladan oluşan kilit.

FİRENGİ : Güvertedeki suyun denize akabilmesi için yalı kütükleri üzerinden bordaya açılan oluklu delikler.

FLADOR : Çarmihlarin gerilmesi için kullanilan sistem

FLAMA : Üç köşeli sancak.

FLASA : Halatı meydana getiren incecik ipler

FLOK : Bas tarafta buluna üç köse, ön saha yelkeni

FORA ETMEK : Bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması (Sivil denizcilikte:mola)

FRISKA Bütün yelkenleri camadan vurmaksızın kullanılabilcek dercedeki sert rüzgar

FUNDO : FUNDA .,Demirlemek için verilen komut

GABYA : Ana direk ile babafingo çubuğu arasındaki çubuk veya yelken

GAGA : Demirin iki ucundaki tirnakların en uç kısmı.

GAMBA ALAMAK : Halatın veya zincirin kendi etrafında dönmesi veya burulması.

GENOVA : Cenova da denir. Yelkenlilerde, flok yerine çekilen çok daha büyük ön saha yelkeni.

GERDEL : Gemi ve teknelerde kullanılan tahta kova.

GİZ : Kıç direkteki kısa seren. Günümüzde optimist yelkenlerinde sık rastlanır.

GOMINA : Mil uzunluğun 1/10 = 185 metre.

GÖNDER : ince düz ve uzunca olarak çekilmiş çubuklar. [Sancak gönderi, filika kanca gönderi, civadra gönderi]

GÖZ DEMİRİ :  Bir gemide kullanılan ana demirler

GRADIN YAKASI : Bir yelkenin yan kenarları.

GRANDİ DIREĞİ : Birden fazla direkli gemilerdeki en yüksek direk.

GULET : Brig'ten küçük iki direkli hafif armalı pruvası kabasorta armali, praçilaya benzer uskuna

GURCATA : Bir direk üzerinde çanaklik kurmak için mauna kollari üzerine omurgaya aykırı olarak yerleştirilen kollar. Yelken teknelerinde direkten inen istralyaları açmak için kullanılan kollar

 

GÜVERTE : Gemilerde ve teknelerde bastan kıça kadar döşenmis tahta veya madeni platform döşeme.

GÜVERTE KAPLAMASI Güvertenin kaplanmasi için kullanilan malzeme

GÜVERTE HATTI Güvertenin bordadaki izdüsümü

HALAT Bitkisel sentetik veya çelikten yapilmis ve bükümlenerek çesitli kollarda biribirlerine sarilmis, bükülmeye ve çekmeye uygun urgan

HALAT BOSA Demir atildiktan sonra demirin agirligini irgat üzerinden almak için çimalari güvertedeki mapalar bagli diger uçlarinda ceviz bulunan kisa halatlar.

HAMLA Kürek çekilirken küregin bir periyot içindeki mesafesi [Hamle] HAMLACI Kürekli teknelerde serdümene en yakin kürekçi

HAVUZLUK Yelkenli veya kürekli bir teknede kiç tarafta topluca oturulacak yer. HIRÇA MAPASI Zincirin zincirlikten çimasinin omurgaya baglandigi kilit

HISA ETMEK Bir seyi yukari kaldirmak. [Hisa sancak, hisa kürek]

IRGAT Demir almada, halatlari dolayip gemiyi yanastirmada veya karaya çekmede kullanilan, hidrolik, elektirikli, istimli veya insan kuvvetiyle çalistirilan yatay veya dikey mekanizma [Yatay ve manivela kuvvetiyle çalistirilanlar = bocurgat]

ISKAÇA Direk ve civadralarin alt baslarin alt baslarindaki topuklarin yerine oturmasi için açilmis olan yuva

ISKANCA Degistirmek [nöbet, vardiya, kürek]

ISKARMOZ : Kürekli teknelerde küreğin bağlanması veya oturması için ay veya çelik seklindeki lumbar iskarmoz denilen aygıt.

ISKOTA : Yelkenlerin iskota yakalarını kullanmak, yelkeni rüzgar ile doldurmak için halat - palanga donanımı. Yelken ile rüzgar arasındaki açının ayarlanması için kullanılan halattır. 

ISKOTA YAKASI Kabasorta yelkenlerde altyakalar; randa, pik veya floklarda alt geri köse

IÇ OMURGA Postalari [bir ahsap teknede] omurgaya daha siki baglamak için bastan kiça kadar uzanan ikinci bir omurga

IGNECIK Dümenin kiç bodoslamaya baglanabilmesi için, erkek ve disi olarak konmus olan mentese yada demir sac ISKANDIL Denizin derinligini ölçmek

ISKANDIL KURSUNU Iskandil salvolarinin baglandigi agir kursun - agirlik

ISKANDIL SALVOSU Iskandil kursunlarinin baglandigi isaretli salvo

ISKARÇA : Bir liman veya koy içindeki kalabalık tekne gurubu, karışık olarak demirlemiş olan tekneler topluluğu.

ISKELE Teknenin sol yarisi veya gemiye girip çikmak için kullanilan sürme veya inip kalkan merdiven

ISKELE TAVASI Iskelelerin alt ve üstünde girip çikmada ilk basilan platform

ISPAVLO Katrasiz kendirden yapilmis iki kollu sicim [kirnap]

ISTINGA Yelkenleri toplamak için kullanilan selviçe [Hareketli donanim]

ISTINGA ETMEK Yelkenleri toplamak

ISTRALYA Direk ve çubuklarin cundalarinda bas ve kiça dogru inen sabit arma, veya teknelerin postalarini bastan kiça kadar birbirlerine baglayan kusak

İŞKAMPAVYA : Harp gemilerinde personel taşımakta kullanılan motorlu büyük filika.

KABASORTA ARMA Serenleri direklere dik ve kemere istikametinde olan dört köse yelkenli arma

KALASTRA Kuntra güvertelerin üzerine alinan filikalarin oturtulduklari agaç veya metal kürsü

KALOMA : Demir üzerinde bulunan teknelerin denizde bulunan zincir mesafesi. Boşluk ve rahatlık, tolerans, ölçülü.

KALOMA ETMEK Zincir gerektiginde daha fazla salmak, [Kaloma vermek]

KANA RAKAMLARI Gemilerin çektikleri su derinligini göstermek için bas ve kiç dikmeler hizasina sancak ve iskele taraflara desimetre veya feet cinsinden çizilmis rakamlar. [Romen ve italik]

KANDILISA Yelkenleri yukari kaldirmak için kullanilan halat. Trinket ve maestra serenlerinin kandilisasi : Istrise Gabya serenlerin kandilisasina : Manti Flok ve randa yan yelkenlerin kandilisasina: Çördek /Mandar denir.

KAPELA MUSAMBA Pusla, dümen dolabi, kaporta, vinç gibi kisimlarin yagmur ve günesten korunmasi için yelken brandasindan yapilmis kiliflarin geçirilmesi için verilen emir.

KAPLAMA Postalarin üzerine boyuna kaplanan saç veya tahtalar.

KAPORTA Gemi veya tekne içindeki kapilara ve güverteden asagi inis ve çikis merdivenlerinin üzerindeki kapali yerlere denir.

KARANFIL Pruva ve grandi diregicundalari arasindaki tel halat

KARAVELE KAPLAMA Içi kutrani disi armuz kaplama olan bir kaplama sekli. KARINA Bir teknenin su altinda kalan islak kismi (dis kismi).

KARULA YAKASI :Bir yan yelkenin direğe yakin alt yakası (kösesi).

 

KASA : Halatların çımalarına açılmayacak şekilde yuvarlak şekilde yapılan ve dikişle emniyete alınan yuvarlak büyük halkalar.

 

KASARA Teknelerin bas orta ve kiç kisimlarinda güverteden daha yüksek olan güvertelere veya kisimlara denir.

KASTONYOLA Demir zinciri akarken durdurabilmek için irgat etrafina konan demir veya çelik serit çember (bir çesit fren balatasi).

KAVANCA Herhangi bir seyi bir taraftan diger tarafa geçirmek veya asirmak ya da bir yerden diger bir yere aktarmak.

KEMERE Güveretenin dösenebilmesi için posta uçlarini birlestiren enine (omurgaya dik) konan kisimlardir. (yarim oalnina

ÖKSÜZ KEMERE denir).

KERTE Bir dairenin 32'de biridir. (11 derece 15 dakika).

KERTERIZ Herhangi bir maddenin bir tekneden olan yönünü miknatisi veya cayro pusla ile tayin etmek veya ölçmek.

KERYE Iki halti birlestirmek için veya halatin çimasina geçici kasa yapmak için [sadece madeni halatta] kullanilan civatali mengene KIBLE Güney KIÇ Teknenin geri tarafi

KIÇ BODOSLAMA Omurgadan kiç taraf kaldirilan dik kisim [Agaç veya maden]

KIÇ GÖNDERİ Kiç tarafta sancak çekilmesi için dikilmis olan gönder.

KILIT 12,5/15 kulaç zincir uzunlugu veya iki kilit zinciri birbirine baglayan bir tarafi degirmi diger tarafi harbili bir cins zincir baklasi.

KINISTIN VALFI Gerektiginde bir tekneye denizden su almak için su kesiminden asagiya konmus ve gerektiginde uzaktan açilip kapatilabilecek valf.

KOÇ BOYNUZU : Bas ve kıç omuzluklar ile mataforaların üzerinde bulunan ve halat volta etmek için kullanılan boynuz seklinde iki kulaklı madenler.

KOL Flasalarin bir tarafa bükülmeisi sonucu halatta elde edilen elemanlar. Flasa gibi bütün halat boyundadirlar.

KOLTUK Bir teknenin aborda oldugu yere sikilmasi için bas ve kiç omuzluklardan verdigi halat.

KONTRA MIZANA DIREGI Mizana direginin gerisindeki direk

KONTRA OMURGA Ana omurganin asinmasini için altina konan serit halinde parça KONTRA

TAVLON GÜVERTE Eski harp gemilerine ait bi güverte kati

KONTRATA MIZANA DIREGI Kontra mizanadan sonraki kiç direk

KÖRKAPAK Lumbuzlari içerden kapayan demir kapak

KUNTRA Iskota yakasina baglanan iki inceden birisi iskota olarak kullanildiginda digeri kuntra olur. Kontra kontr kelimesinden gelme olup, karsi-zit-yedek anlaminda kullanilir.Kuntra omurga, bodoslama-grandi-güverte gibi Kuntra flok-kuntra mizana ve benzeri.

KURT AĞZI : İçinden halat geçmesi için güverte üzerinde bas ve koç omuzluklarına monte edilen demir yastıklar.

 

URTRANI KAPLAMA Ahsap diagonal (çapraz) kaplama

KÜPESTE Güverte üstündeki borda kaplamasi.

KÜREK LUMBARI Askeri filikalarda iskarmoz yerine küreklerin oturtulduklari oyuk yerler (küpestede takazlik tahtasinda).

LAÇKA Bosver, bosalt, bosalmis gevsemis anlaminda.

LALE HALATI Dümenlerin denizli havalarda düsüp kaybolmamasi için dümen yelpazesinden geçip teknenin kiçina baglanan bir ince savlo. LARMO Floklarin açildigi istralya. ( Bazen flok larmosu da denilir).

LAVA ETMEK Bos al ve ger anlaminda bir emir. (Bosunu al)

LAVRA DELIGI Bir teknenin içindeki suyu askiya alip bosaltmak için açilmis delik. (Genellikle kiç tarafta havuzlugun altindaki kruzlu yerde).

LIF Nebati halatin yapildigi malzemenin en ince parçasi

LIGA CAMADAN Yelkeni küçült, camadana vur demektir.

LIMBO Bir seyin bir taraftan diger tarafa aktarilmasi. (Marmara etmek sadece sivi içindir.)

LIVAR Balikçi teknesinde baliklarin taze kalmasi için alt tarafi denizle ilgili tahta havuz.

LOÇA Demir zincirinin akmasi için açilmis deliklere geçirilmis madeni oluk.

LOKMA Zincirin baklalarinin ortasina takviye için konmus parça.

LUMBARA AGIZI Gemilere girip çikilan bordada açilan dört köse kapak.

LUMBOZ : Gemideki pencerelere verilen isim.

MANİKA : Bir teknenin alt kisimlarina güverteden asagiya dogru havalandirma için konulan genis boru.

 

MAPA : Sabit halka.

 

MARTIN DEMIRI Çipo ve kollari ayni düzeyde ve kollari da beden etrafinda dönebilen bir sistemdeki demirdir.

MASTALYA Tahta legen.

MASTORI POSTASI Bir teknedeki en genis posta

MATAFORA : Teknelerde veya sahilde filika veya botların asılabilmesi için uçlarında palanga bulunan metal ayaklar.

MATAFYON Yelken ve tentelerin delik açildiginda yirtilmamasi için delik etrafinin takviye edildigi aleminyum veya halat yassi halka.

MAYNA ETMEK Asağı indirmek (agir agir)

MEME : Demir kollarının demir bedenine birleştiği noktanın alt kısmı

MEZESTRE Yariya kadar indirmek MIL [Deniz mili] Denizdeki uzunluk ölçüsü. (6080 feet = 1852 mt)

MIZANA DIREGI 3 direkli bir yelkenli gemide en kiçtaki direktir. N

ETA Muntazam, düzgün, tertipli veya emniyetli anlamina gelir.

NEVCET Hamak sarilan incelere denir.

OMURGA Bir teknenin postalarinin üzerine oturtulup baglandigi ve bastan kiça kadar devam ettigi agaç/madeni parçalardir. Genellikle küçük teknelerde yekpare olur.

OMUZLUK Teknenin bas ve kiç tarafindaki 45 derecelik açi civarindaki istikamet.

ORSA : Rüzgara karşı seyirdir. En küçük açıda rüzgarı alarak yapılan seyir.  

ORSA YAKASI : Bir yelkenin direk tarafindakı veya rüzgar üstü tarafındaki yakasidir.

ORSA ALABANDA EGLENMEK Rüzgari bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alip tekneyi yolundan alakoyup vakit geçirmektir.

ORSA ALABANDA

TRAMOLA Teknenin basini rüzgara alip bir kuntradan diger kuntraya geçmektir.

ORSA HALİNDE Bir teknenin mümkün oldugu kadar rüzgarin estigi cihete yakin seyredisi.

ORSA PUPA ÇEMBERI Bumbanin cundasina yakin ve iki tarafinda da mapa bulunan madeni çember.

ORSADA KAZANMAK Bir teknenin orsa seyrinde az düsme yapip istedigi tarafa gidiste kazanmasi.

ORSAYA KAÇMAK Bir yelkenli teknenin devamli olarak bas tutamayip rüzgar üstüne kaçmasidir.

ÖKSÜZ KEMERE Kemerenin ortadan kesilmis olarka yanda kalan kisimlari.

PALAMAR Gemilerin rihtima veya iskeleye baglanmasinda halattan daha kalin yomalara verilen isim.

PALANGA Bir halat ve anaz iki makaradan olusan kaldirma mekanizmasi

PALAVRA GÜVERTE Eskiden harp gemilerinde toplarin bulundugu güverte

PATALYA 1-3 çifteye kadar kürekli ahsap teknelere harp gemilerinde verilen isim.

PATRISA Çubuklarin baglanmasi için cundalarindan asagi ve geriye dogru inen ve tekneye baglanan sabit arma

PIK Giz veya serenlerin üzerine açilmis üç köse yelken

PIK YAKASI Bir yan yelkeninin üst ve kösedeki yakasidir.

PIYAN Bir halatin çimasinin açilip dagilmamasi için çomasina ispavlo veya gircila ile yapilan bir çesit dügüm sekli.

PORTUÇ Alet edevat veya boya gibi sair seylerin saklanmasi için kullanilan dolap veya kamara gibi yerler.

POSTA Üzerine kaplama tahtalarinin [veya saçlarin] tespit edildigi agaç veya maden egriler [kaburga]

PRUVA Bir teknenin ön tarindan ileri istikameti

PRUVA DIREGI Birden çok direkli teknede ba taraftaki ilk direk.

PUNTEL Güvertenin kuvvetlendirilmesi için alttan dikine konan destek veya güverte üzerindeki vardevelalarin tutmak için güverteye dik olarak konulan demir çubuklar.

PUSULA Rota istikametlerini gösteren, kerteriz alip mevki konmasina yardim eden miknatisi veya cayro devvaresi ile çalisan seyir aletidir. PUSULA KARTI Pusula ibrelerinin üzerine oturtulmus derece veya kerte taksimati bulunan daire seklinde bir karttir. PUSULA MIHVERI EKSENI Pusula kartinin merkezinin oturdugu ucu sivri bir ignedir. P

USULA TASI Miknatisi puslalarda pirinç veya bakirdan yapilmis (manyetik etkisi olmamasi için) yarim küre biçiminde içi bos bir tastir.

PUTA Koymak, donatmak (puta kürek).

RADABSA Halatlarin çimalarinda kasa yapmakta kullanilan madeni halka biçimindeki malzeme

RANDA YELKENI Yelkenli bir teknede en geriye açilan yan yelkeni.

RODA Kullanilmis, açilmamis nebati halat sargisi.

ROTA Geminin üzerinde gittigi çizgi.

RUBA ETMEK Yelkenle rüzgari basa alarak tekneyi geriletmek

RÜSVET GÜVERTE Yolcu gemilerinde filikalarin üzerine oturtuldugu kalastralarin bulundugu güverte.

RÜZGAR ALTI Rüzgarın estigi yönün aksi.

RÜZGAR YAKASI Bir yelkende rüzgarin estigi taraftaki yaka.

RÜZGAR ÜSTÜ Rüzgarın estigi yön.

SAFRA Bir teknede denge saglanmasi için sintinesine konan agirlik.

SAGANAK Rüzgarin eserken birdenbire siddetli esmesi.

SALMA : Bir teknenin rüzgara veya akıntıya bağlı olarak dönmesi.

SALMA OMURGA Yelkenli bir teknede içerden indirilip kaldirilan madeni veya agaç levha.

SALPA Demirin deniz dibinden kurtulmasi, agirligini zincire binmesi.

SANCAK : Bayrak veya teknenin sağ yarısı, sağ tarafı.

SANCAK ALABANDA Dümenin sancak tarafa dogru en çok basilabilmesi için verilen emir.

SANCAK GÖNDERI Kiç tarafa güverteden sancak çekmek için dikilmis gönder.

SARAVELE Yelkenin sarilmasi için verilen komuta denir.

SAVLO Sancak çekmek için kullanilan 1,5 burgatalik ince halat

SELVIÇE Yelkenli bir gemi armasindaki hareketli halatlar. SEREN Direkler üzerinde yelken açmak için ve isaret çekmek için yatay olarak baglanmis gönder.

SEREN YAKASI Yelkenlerin derene bagli üst kisimlari. (matafyon yakasi).

SIG SU Denizin (genellikle sahil kismina yakin) herhangi bir kisminda teknelerin seyretmelerine uygun olmayacak sekilde az su bulunan pek derin olmayan yerlere denir.

SILYON FENERI Gece ve karanlikta gemilerin seyir halindeyken pruva ve grandi direkleri cundalarinda yaktiklari ufkun 20 kertelik bir sahasindan berrak havada en az 5 milden görülebilen ve pruvadaki grandiye nazaran daha asagida olan fenerlerdir. (Beyaz renklidirler).

SINTINE Bir teknenin su altinda kalan islak kisminin iç tarafidir.

SIS ISARETI Siste seyir halindeki gemilerin birbirlerine durumlarini belirtmek üzere düdükle verdikleri isaret.

SIS KAMPANASI Demirde veya samandrada yatan gemilerin siste mevkilerini belirtmek için çaldiklari kampana

SIYA Kürek çekerekn tekneyi geriye itmek için verilen komut.

SOGRA [SOKRA] Armuz kaplamada, kisa gelen kaplama tahtalarinin uçlarinin birlestigi yerdeki çizgi.

SUGA ETMEK Vira edip sikistirmak. (Suga kastanyola, suga civata vb).

SU HATTI : Teknenin gövdesinde islak yüzeyle kuru yüzeyi arasinda meydana gelen çizgi.

 

SÜBYE ARMALI Direklerinde seren yelkenleri olmayip sadece yan yelkenleri bulunan tekneler.

SÜLYEN Yeni konan yada raspa edildikten sonra temizlenmis olan çelik veya demir saçlar üzerine koruyucu bir astar olarak sürülen genellikle kirmizi renkteki boya

SÜRME OMURGA Salma omurga da denilebilir. [Ana omurga bedenine açilan bir yariktan asagi yukari hareket ettirilebilen tahta veya madeni levha seklindeki omurga olup yelkenliteknelerde yelkenle seyir aninda devrilmemek veya rüzgar altina düsmemek için kullanilir]

SAPKA Direklerin üst uçlarina geçirilmis yuvarlak tabla

ŞEYTAN ÇARMIHI : İki halat arasına ağaç basamaklarla yapılan bordadan sarkıtılan merdiven.

TALVEK HATTI Bogazlarda ortadan geçtigi varsayilan hat

TARAK GEMİSİ : Limanları ve geçitleri derinleştirmek için kepçeli olarak yapılmış özel gemi.

TAVA Borda iskelelerinin altinda ve üstünde durulacak yer [Iskele tavasi]

TAVLON GÜVERTE Çok güverteli gemilerin üsten itibaren asagiya dogru besinci güvertesi.Eski harp gemilerine ait bir güverte kati

TAYFA Ticaret gemilerindeki gemiciler

TENTE : Güverteyi yagmur ve günesten korumak için güverte üzeriene açilan branda veya baska bir malzememden yapilmis örtü

TENTE OMURGASI Tentenin orta kismina ve altina konulan agaç

TERSANE Gemi yapilan fabrika, tezgah veya sanayi merkezi

TIRENTI Bir halatin çekilen çimasi

TIRNAK Demirin kollarinin ucundaki tirnak seklindeki kisim

TOKA ETMEK Bir seyi yerine kadar kaldirmak [Sancak toka etmek, isaret toka] TRAMOLA Yelkenle seyirde rüzgarin bir kontradan diger kontraya önce pruvanin geçmesi ile yapilan dönüs

UÇKURLUK Bir sancagin direk veya rüzgar üstü tarafindaki yakasindaki takviye edilmesi için geçirilen beyaz renkli serit. Bu taraftaki yakaya uçkurluk yakasi ve içinden geçirilen ve iki ucunda da kanca bulunan salvoya da uçkurluk salvosu denir.

USKUNA Pruva diregi kabasorta armali, grandi diregi sübye armali iki direkli yelkenli tekne

USTURMAÇA : Bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının zarar görmemesi veya boyalarının bozulmaması için araya koyduklari agaç, lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir biçimindeki yastık.

VARAGELE : Iki nokta arasinda gerilmis olan kuvvetlice bir halat üzerinde hareket eden bir makaraya bagli sepet veya iskemle donanimli insan ve esya tasimak için kullanilan donanim.

 

VARDAVELA Teknelerin küpestelerinde ve borda iskelelerinde personelin korunmasi için dikilmis bulunan sabit veya yatar kalkar puntellerin üzerine yatay olarak geçirilmis demir veya agaç tiriz.

VARDAVELA PUNTELİ : Küpeçtelere konmuş olan agaç veya demir sabit dikmelerdir. 

VARIL Mancana büyüklügündeki madeni fiçi

VELEDIBARKA Firtinali havalarda pruva ana istrelyasi üzerine açilan flok.

VELEISTRALYE YELKENI Pruva direginden sonra gelen direk üzerine açilan yan yelkenin sereni.

VELENA : Direkler arasındaki istralyalar üzerine açılan üçgen seklindeki yelkenler. Günümüz teknelerinde bulunmamaktadır.

VENTO Bumbalari ve mataforalari bir taraftan diger tarafa dirisa edebilmek ve sabit tutabilmek için cundalarindan alinan halatlar. Bu halatlar gerekirse palangalara da baglanir.

VINÇ Gemiye yük alip vermede kullanilan, ambar agizlarina yakin olarak konmus hidrolik - elektirk veya istimle açilan makineler.

VIRA Vidayi, civatayi, irgat veya vinci çevirmek sarma yönünde verilen komut.

VIYA : Gemiyi veya tekneyi istenilen rotaya döndükten sonra, istenilen yöne seyredilmesi için verilen komut.

VOLTA Bir halatin babaya veya biteye bir kez dolastirmak

VOLTA ALMAK Halatin veya demir zincirinin biribirine dolasmasi

YAKA Yelkenlerin köselerine ve yakalarina denir.

YAKAMOZ : Su içinde ışık biriktirebilen tek hücrelilerin yansıyarak yeşil renkli görülmesi. Genellikle durgun sularda görülür. Ayın denize yansımasına yakamoz denmez. 

YALPA Teknenin sancaktan iskeleye, iskeleden sancaga dalgalarin bordadan alinmasi ile sallanmasi

YALPA OMURGASI Teknelerin yalpalamasini azaltmak için karina kismina bastan kiça dogru uzunan omurga biçimindeki çikinti. Y

ANA YELKENLER Yarim serenler ve gizler üzerine açilan yelkenler ile flok ve valenalar

YARIM OTURAK Kürek çekerken ayak dayanilan agaç puntal [yatay]

YASLAMAK : Bir teknenin hareket kabiliyetini kaybederek, akıntı veya rüzgar etkisi ile bir rıhtıma veya başka bir tekne üzerine düşmesi

YEKE Dümen basina takilip dümenin istenilen tarafa basilmasi için kullanilan demir veya agaçtan yapilmis kol.

YELPAZE : Dümenin su içindeki en genis kismi.

YOMA Genellikle kalin halatlara denir.

YÜRYA Bir palanganin tirentisini veya bir halatin elle çekerken üzerine yatarka mola vermeksizin çekmek

ZINCIR MAKINASI Zincirlik ile üst güverte arasinda zincirin arasindan geçtigi madeni boru.

ZİNCİRLİK : Teknelerin bas tarafinda basaltinda demir zincirlerinin muhafaza edildigi yer.

ZIRH GÜVERTE Eski zirhli harp gemilerinde mermilerin delip geçmemeis için konann çelik güverte

ZOKA :  Uç tarafında sarımsak dilimi biçiminde kurşun bulunan bir çeşit balık iğnesi [olta]