YelkenOkulu.com 
Vira Yatçılık'ın bir hizmetidir.
     
                                                                                                    hakkımızda  |  İletişim  
  Yelken Kursları Yatçılık Kursları


           Yelkencilik

    Ana sayfa
    Denizcilik
    Yelkencilik - Yatçılık
    Haberler
   Diğer
     
     
     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

     
 
  Ne zaman         hızlıyız ?
 
     
  Birçoğumuz kullandığımız yelkenli teknelerin hangi koşullar altında en fazla ne kadar hız yapabildiğini merak etmekle kalmayıp deneyerek bulmaya çalışmışızdır. Hepimizin bildiği gibi yelkenli teknelerimizin genel olarak rüzgarı aldığı yönlere göre orsa, apaz (dar-geniş) , pupa olarak adlandırılan seyirleri kullanırız. Yelkenlerimiz her ne kadar üç boyutlu, derinlikleri olan özel tasarımlar olsa da direkt olarak rüzgarın üzerine gitmeye çalıştığımız zaman yelkenlerde herhangi bir kuvvet üretilemez ve bayrak gibi dalgalanmaya başlar. Demek ki biz rüzgarın üzerine direkt olarak gidemeyiz ama yelkenler ile rüzgar arasında teorik olarak yaklaşık 22,5 derece açı olduğu zaman yelkenlerimizin hem rüzgar üstü hem de rüzgar altı tarafından hava akışını sağlayarak bir basınç üretiriz. Uçakların havalanma sistemiyle aynı olan ve Bernoulli Teoremi ile açıklayabildiğimiz bu basınç farkı ile rüzgara en yakın şekilde seyir yapabiliriz.Buna orsa seyri adı verilir. Orsa seyrinde tekne ile rüzgarın açısı yaklaşık 45 derece olduğu varsayılır. Rüzgarı teknemizin bordalarından 90 derece açı ile alarak seyir yapmaya apaz seyri deriz. Halk arasında en çok bilinen ve dünya seyahatlerinin büyük kısmında kullanılan rüzgarı arkadan alarak seyretmeye ise pupa seyri denir.
   
       

 


 
  
   

Yelkendeki farklı basınçlar

  Yelkenlerin çalışma mantığını çok genel olarak irdelediğimizde yelkenlerin iki farklı tip çalışması olduğunu görürüz. İlk çalışma tipi milattan önce Mısırlıların papürüs kağıdından kare şeklinde yaptığı, rüzgarı sadece arkadan alarak bir bakıma pupa seyri gidebilen ilk yelkenlilerdir. Bu tip çalışmada yelkene vuran rüzgar yelkende bir itme kuvveti oluşturur ve bu kuvvet ile teknenin ilerlemesi sağlanır. Burada yelkenin rüzgar altı tarafında bir hava hareketi oluşmaz. Bu itme kuvveti etkisinde yelkenli teknenin ilerlemesine neden olur.

  Yukarıda da bahsettiğimiz diğer tip çalışmada ise yelkenin her iki tarafından bir hava akışı geçer. Yelkene belirli bir derece açıyla gelen rüzgar yelkenin her iki tarafından geçerek yelkenin tasarımına,derinliğine bağlı olarak yelkenin üzerinde oluşan basınç farklarının etkileşimi sonucu kuvvet üretir. Uçakların kalkış mantığı ile açıklayabildiğimiz bu kuvvet emme kuvvetidir. Yelken üzerindeki basınç farkından oluşan emme kuvveti tarihte ilk üretilen yelkenlerin çalışmasındaki (günümüzde pupa seyri) itme kuvvetinden daha büyüktür.

 
       
Gerçek ve zahiri rüzgar
 

  Yelken ile seyir yaparken hissettiğimiz ve yelkenlerimizin çalışmasını etkileyen rüzgar gerçekte esmekte olan rüzgar değildir. Hem hızı hem geliş açısı teknenin ilerleme hızından dolayı bir değişikliğe uğrar. Nasıl arabayla hızlı giderken gerçekte olmayan bir zahiri rüzgar yaratıyorsak yelkenli tekne seyir sırasındayken de teknenin hızından dolayı oluşan bir zahiri rüzgar meydana gelir. Seyir sırasında gerçek rüzgar ile teknenin hızından dolayı oluşan rüzgarın bileşkesini hissederiz. Burada Einstein’ın görecelilik kavramı kullanılır. Rüzgarı kıç veya kıç omuzluklardan alan bir yelkeni tekne itme kuvveti etkisiyle ileri doğru bir hız kazanır. Arkadan esen rüzgarla ileri yönde gitmesinden oluşan rüzgar görecelik kavramına göre birbirlerini yok edici etki gösterir. Sonuçta bir pupa seyrinde esen rüzgardan daha hızlı gitme şansımız olamaz.
 
     
  Rüzgarı önden aldığımız orsa, dar apaz gibi seyriler de ise rüzgara karşı belirli bir açıyla giden rüzgar ile teknenin ilerlemesinden dolayı oluşan rüzgar vektörel olarak toplanır. En basit şekilde yelkende kullandığımız zahiri rüzgarda da bir artış olur.

Denizde herkesin en büyük yanılgısı orsa seyrinden pupa gibi daha geniş açılı seyirlere dönüldüğünde rüzgarın birden azaldığı düşüncesidir.Halbuki gerçekte esen rüzgarda bir değişiklik yoktur fakat zahiri rüzgarda bir azalma olmuştur. Bunun en güzel kanıtı tekrar rüzgarı daha küçük açıyla alarak orsalamak ve aynı hıza tekrar erişebildiğimizi görmektir.

       
 

Ne zaman hızlıyız?

  Sonuç olarak ‘’şu seyir hızlıdır,öbürü ise yavaştır.’’ demek bu konu hakkında ezber bilgiden öteye gidemediğimiz anlamına gelir. Dalga boyunu, yüksekliğini, taşıdığı enerjiyi ve akıntıyı şu andan itibaren konu dışı alalım. Anlattıklarımızın sonucunda yelkenlerimizde kullandığımız zahiri rüzgarın en hızlı olduğu ve yelkenin her iki tarafından rüzgar geçişiyle en fazla emme kuvvetini ürettiğimiz seyir orsa seyridir. Dolayısıyla orsa seyri en hızlı gibi görünür fakat değildir. Orsa seyrinde üretilen kuvvetin bir kısmı teknemizi yana doğru yatırmaya harcandığı için her hava koşulunda en hızlı olamaz. Pupa seyrinin ise yavaş olduğu ve daha fazla kuvvet üretebilmek için balon yelken kullandığımız ortadadır.

 
       
Sert havalarda orsa seyrinde yelkenlinin yana doğru fazla yatmasından dolayı altından geçen suyun akışının bozulması bizi yavaşlatır. O yüzden üretilen kuvveti sağlıklı bir şekilde ilerleme olarak kullanamayız. Yelkenliyi apaz seyrine aldığımızda ise üretilen kuvvet daha az olmasına rağmen daha dengeli olur ve sert havalarda orsaya nazaran apaz seyrinde daha hızlı gideriz. Hafif havalarda orsanın en hızlı seyir olduğunu zaten hem bilimsel olarak hem de yaşayarak kanıtlayabiliriz.
 
         >>>>
     
  yazı : Deniz Giray
    vira yatçılık
Ana sayfa | Denizcilik  | Yelkencilik-Yatçılık  | Diğer | Eğitimler
________________________________________________________________________________


 
 

YelkenOkulu.com ©, bir Vira Yatçılık hizmetidir.      |      www.virayatcilik.com     |      vira@virayatcilik.com